Sayfalar

26 01 2009

"Öküz Yılı"na hazırız...


Birkaçgündür Ankara’da harika ancak zamansız bir sonbahar havası var... Önce 2-3 gün etkisini sürdüren lodos, ardından bereket yağmurları ve bugün pırıl pırıl bir güneş...

Dün, lodos ile temizlenen mis gibi havanın kokusu ve toprak ile bahçe ile uğraşanların hasretle beklediği incecik incecik yağan bereket yağmurlarının kokusunu tüm evimize doldurdum... öğle saatlerinde evin tüm pencerelerini açtım, sokak kapısı dahil tüm kapıları da... Maha Mantranın mucizeler içeren sözleri ve melodileri ise çoktan evin içini doldurmaya başlamıştı bile.. bir elimde tütsü, bir elimde saat yönünde sürekli çevirerek çaldığım prinç çan ile önceden temizlenmiş, fazla ve gereksiz yüklerinden arndırılmış tüm evi dolaştım, her köşeyi her kapının ardını çan sesi ve tütsü ile arındırdım, dilimde Maha Mantra, yüzümde gülümseme ile... açık pencerelerden çanın güçlü sesini ve müziği duyan komşuların artık çok da aldırdığını sanmıyorum... birkaç sene önce dış kapının tepesine astığım pa-kua aynasından beri pek nazikler :)

Sonra, mutfağımızın kuzeydoğusundaki dolabın en üst rafında ve en geride geçen yıldan beri duran bereket kavanozumuzu çıkardım, içindeki princi bir kavanoza doldurdum, dibindeki kırmızı zarfı çıkarıp içine yeni baskı bir 5.-TL daha ilave ettim. Bir önceki gün aldığım yıkanmış hazırlanmış bir boy büyük seramik kavanozun dibine yerleştirdim. Prinç paketini açtım ve kavanozun ağzına kadar prinç doldurdum. Kapağını kapatıp eski kavanozun yerine yerleştirdim. Boşalttığım prinçlerin ise birkısmı dolma oldu derin dondurucuya kalktı, bir kısmı da hemen leziz bir pilava dönüştü.

Ardından, derin bir cam kaseye yoğurt, soya yağı, yağsız süt koyup üzerine kepekli unu boşalttım. Kabartma tozu ve tuzunu da ekledikten sonra nazikçe sündüre sündüre hepsini birbirine yedirdim ta ki yumuşak, yapışkan, lastik gibi bir hamur olana kadar. Birkaç kez daha sündürdüm hamuru ezmeden, üzmeden... pişirme kağıdını yerleştirdiğim kaba yayıp, üzerine suyu ile ezdiğim yoğurdu sürdüm. Eldiveni çıkarıp, parmak uçlarımla çörekotu ve susamları yağdırdım üzerine, sevgimle birlikte...

Ekmeğimiz fırında kabarıp coşarken, bir nar aldım bir de bıçak... Narın kabuklarını soydum önce, sonra tanelerini acıtmadan, kanatmadan tek tek tabağa aldım ve masamıza yerleştirdim. Nar tanelerinin bir kısmı özel kasesinde yerini aldı, mum ve tütsü ile birlikte sunuldu... herbir nar tanesi daha çok parladı, daha çok canlandı...

Tüm evi saran mis gibi ekmek kokusu ile temiz hava kokusu birbirine karıştı...

Yeni ayın ve yeni senenin ilk günü olan bugün ise sabah evden çıkmadan pencere-kapı-çan ritüeli kısaca tekrarlandı... Daha dengeli ve huzurlu olacak, yaraları saracak, iyileştirici gücü yüksek yeni senenin, ilk gününe pırıl pırıl bir güneşle birlikte ilk adım atıldı. Ayın ilk ondördünün birinci günü, yeni senenin ilk günü bu tertemiz enerji ile dolu evimize toprak elementindeki “Öküz Yılı”nın huzurlu, uyumlu, zarif enerjilerini doldurması için hazırız.

Duygu ve düşüncelerimizden olumsuz olanların tümünü temizleyip, olumlu duygu ve düşünceleri ise daha çok beslemenin önemini, yüreğimizin derinlerinden gelen sevginin ve neşenin gücünü, bedenlerimizi toksinlerden arındırıp daha fazla egzersiz ile canlandırmanın önemini biliyoruz. Ancak, içinde yaşadığımız temizlediğimiz, derleyip, topladığımız evimizin, yaşadığımız mekanın da bir enerjisi olduğunu ve ilgimizi beklediğini unutuyoruz. Özellikle kış aylarının kasveti ile yoğunlaşan bu enerjinin de zaman zaman temizlenmeye, arınmaya, toksinlerinden kurtulmaya ihtiyacı var. Bu ritüelleri 26 Ocakta başlayan 2009 Öküz Senesinin ilk günü yapmak tabii ki değerli ancak, lütfen unutmayalım ki tüm ritüellerde (ve tabii ki hayatın heralanında, her ANında) NİYET ritüellerden çok daha önemli.

Yaşadığınız mekanın enerji temizliğini henüz yapmadıysanız, bereket kavanozunuzu henüz yenilemediyseniz hala zamanınız var. Yeni ayın ilk hilali gökyüzünde henüz belirmemişken yeni başlangıçlar için zamanımız var, hemen bu bir iki gün içinde hala yapma şansınız var. Unutmayalım ki NİYET her ritüelin üstünde.

Sevgilerimle,
Nilambara dd
26.01.2009

Devamı; "2009 - Uyum ve Huzur Yılı / Toprak elementindeki Öküz"

13 yorum:

serrose dedi ki...

Sizi hep yorumlarinizdan gorurdum ama ilk defa bir yazinizi okudum.
Bu yil okuz yili ve bende okuz yilinda dogmusum.Japonlar bunun iyi birsey oldugunu soyluyor? Sizce de oyle mi?

sevgiler

:)den dedi ki...

Sevgili Nilambara, bu yazınızı müthiş bir keyifle okudum. "İşte Nilambara'nın yazması gereken yazı budur!" dedim kendi kendime:) Diğer yazılarınız da değerli elbet, ama ben kendi adıma konuşmam gerekirse; yaşanmış, hissedilmiş, demlenip, süzülmüş blog yazılarını daha çok severek okuyorum. Bilgi ile yaşanan deneyimler birleşip sözcüklere döküldüğünde, sözcükler daha bir tılsımlı oluyor sanki.
Güneşin ışığı, yağmurun kokusu, havalanan ev, tütsünün ve fırında pişen ekmeğin kokusu, nar tanelerinin kırmızılığı... hepsini sizinle birlikte ben de yaşadım. Siz zil çalıp etrafta temizlik yaparken, ben de arkanızda bir gölge gibi dolaştım.
"NİYET her ritüelin üstünde", evet üstünde ama bu ritüellerle yaşam renkleniyor, zenginleşiyor...
Belki hep böyle hissettiğimden, Şamanlara olan sevgim.
Destansı yorumlarım bitmez benim. Kısaca, içimi çoşkuyla doldurdunuz. Teşekkürler... Temiz hava almaya çıkacağım öğle arası, içimin odalarını havalandırmaya...
Sevgiler...

Tijen dedi ki...

Ay hadi dolduralım bereket kavanozlarını, sepetlerini, çuvallarını, odalarını, hülyalarını...

Brajeshwari dedi ki...

Sevgili Nilambara
Siz, her güne bir ad takıp böyle ritueller yazsanıza.. Biz de sebeplenelim böyle..Her yıl, yazınız sonrasinda yazdığım gibi, rituelleri seviyorum. Kendi kendime uydurduklarım bile oluyor bazen..

Sevgilerimle

Nilambara dedi ki...

Sevgili Serrose hoşgeldin :)
ben seni yazılarından da tanıyorum ve yanlış hatırlamıyorsam, bu yaz Japon balık ile evleniyorsun ;))
bu durumda "doğru zamanda doğru yerde" olmanın mucizevi etkileri gibi doğru zamanda doğru bir iş yapıyorsun... ikinci bölümü beklemeden, birkaç ipucu verebilirim sana;

Öküz yılında doğanlar zeki, akıllı, çalışkan, ayakları yere sağlam basan, dengeli ve sadık kişilerdir.
Bu yılın elementi toprak, Öküz burcunun da elementi toprak. Kısaca bu sene senin açından çok güçlü, kendini güven içinde hissedeceğin bir yıl. Ev taşımak, iş değiştirmek için ve seyahatler (kuzeydoğu yönü hariç) için uygun bir sene. Ancak, toprak+toprak gücü, toprakla ilgili konularda çok dikkatli olman özellikle kaza olasılıklarından sakınman, kayak-dağcılık-araba yarışı gibi toprak elementi faaliyetlerden bu sene için kaçınmanı işaret ediyor. Hertürlü olumsuz etkiyi enaza indirmek için bu yıl fare sembolü taşımanda yarar var.
sevgilerimle,

Sevgili Gülden, ben de çok keyifle yazdım :)
söz veremem ama arada bir gayret ederim böyle de yazmaya :)
Bu kez geçen seneden farklı olsun, şunlar şunlar yapılmalı demek yerine kendi üzerimden örnekleme ile, yaptıklarımı paylaşarak anlatmayı tercih ettim... ve gerçekten uygularken aldığım kadar keyif aldım yazarken de...

Doğa da çok hoş bir şekilde hazırlık yaptı yeni seneye Ankara'da, rüzgar ile havayı temizledi, yağmur ile ağaçları, çatıları, yolları... :)

Şaman kültürü benim de ilgimi çeker, severim ve çok hoş bir şekilde hala Anadolu'da şaman kültürünün izlerine rastlamak mümkün. Yanılmıyorsam, Uzakdoğu ritüelleri ile de büyük benzerlikleri var.

Sen de yorumlarınla içimi çoşkuyla dolduruyorsun, ben de teşekkür ederim :)
sevgilerimle,

Tijen'ciğim, senin çoktan hepsini harika bir şekilde doldurduğunu biliyorum :)
hoş, herzaman dolduruyorsun eminim, hep artsın hiç eksilmesin :)
sevgilerimle,

Brajeshwari'ciğim, fena fikir değil :)) denesek mi acaba.. :)
ben de seviyorum ritüelleri, hoşluk katıyor hayata :)
ve uydurduklarını da merak ediyorum doğrusu, sen de arada onları paylaş lütfen :)
sevgilerimle,

serrose dedi ki...

Hosbuldum :)
evet evet o benim Japon baligi olan :)
Verdigin bilgiler icin cok tesekkur ederim.
Benim burcum basak hatta yukselenim de basak bu yuzden ben her yonden toprak grubundayim sanirim bu iyi birsey mi?
Ve hemen gidip fare sembolu alicam kendime.
Bir sorum daha var (kusura bakma) bu sene yilbasina tapinakta girdigimiz icin bana bereket parasi ve inek sembolu hediye ettiler.Ben parayi cuzdanimin ic cebinde tasiyorum -sembolu ise evime astim ? Iyi yapmis miyim?

serrose dedi ki...

Tesekkurler simdiden kusura bakmayin sizi bulunca insanin sordukca sorasi geliyor :)

Kek ve Kahve dedi ki...

mutfağımın kuzeydoğusunda dolap yok. eski yazılarınızı tararken üç yön yazdığınızı hatırlıyorum ama o yazıyı tekrar bulamadım. kuzeydoğudan başka hangi yönlere bereket kavanozu koyabiliyoruz?

berrin açılmış dedi ki...

tam benlik...
yüzümü güldürdün nilambara
narı temizledim evdeki en ışıltılı kaseye döldurdum ve kapının önünde kırmaktan daha pratik
sevgiler gönderiyorum

Nilambara dedi ki...

Sevgili Serrose :))
Feng Shui eskisi kadar derinlemesine ilgilendiğim bir konu değil, astroloji ise bilgim olmayan bir konu.
Ancak, Feng Shui workshoplarım sırasında sürekli söylediğim bir şey vardı, hala da söylüyorum;

"tekniği bilmeyebilirsiniz ya da hatırlamayabilirsiniz ancak size en doğru çözümü gösterecek olan kalbinizin sesini daima dinlemelisiniz. İçinizden gelerek ve sevgi ile yaptığınız herşey doğrudur."

Sözlerinden anlıyorum ki severek, keyifle, içten duygularla yapmışsın dediklerini, o halde doğrudur :))

sevgilerimle,

Nilambara dedi ki...

Sevgili Kek ve Kahve
(çok hoş bir isim :) ayrıca, ikisini de çok severim)

buraya kopyalıyorum, ayrıca detay istersen, sol sütunda 2008-Fırsatlar Yılını tıklarsan lütfen daha önce gördüğün yazıya ulaşabilirsin ya da birönceki yazının altında da yönlendirme var,

"mutfağınızda Güneybatı, Kuzeydoğu, Kuzeybatı veya Batı yönlerinden birinde yer alan dolabınızın en üst ve en geri yerine yerleştirin- Arkadaşlarınıza bu ritüeli önerebilirsiniz, ama asla dolabınızı açıp göstermeyin"

bu yazıda kendi mutfağıma göre anlattığım için diğer yönleri tekrarlamak aklıma gelmedi doğrusu... aslında tekrarlanmalı idi, haklısın, teşekkür ederim :))

sevgilerimle,

Nilambara dedi ki...

Berrin'ciğim, sen de kapı önündeki ilk nar kırma anımızı hatırlatarak yüzümü güldürdün :))
ne çabuk ve ne uzun zaman olmuş... :)

bence de böyle soyarak ayıklamak kırmaktan daha iyi... hem kırınca çok suyu akıyor ve sanki canı yanıyor gibi geliyor bana, üzülüyorum... hem böyle tek tek ayıklamak da harika bir meditasyon :))

sevgilerimle,

not: akşamüzeri programın adresini bulup e-posta gönderdim sana, affedilmek dileği ile :)

Tijen dedi ki...

Amiiiiin!
(Tek kelimelik cümle. Tüm NİYETler var içinde!)